Haber kategorisi: Sağlık / Bilim
Araştırma alanı: Enfeksiyonlar ve kanser
Bilimsel yayın: The Lancet Oncology
Araştırmayı yayımlayan kurum: Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC)
Araştırmanın kapsadığı yıl: 2024
CafeMedyam yayın türü: Bilimsel araştırma analizi
Kanser Vakalarının Yaklaşık Yüzde 12'si Enfeksiyonlarla Bağlantılı: Dört Patojen Öne Çıkıyor
Kanserin önlenmesinde enfeksiyonlarla mücadele neden önemli?
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir analiz, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakasının 2,3 milyonunun enfeksiyonlarla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Bu sayı, tüm yeni kanser vakalarının yaklaşık yüzde 12'sine karşılık geliyor. İnsan papilloma virüsü (HPV), hepatit B virüsü, Epstein-Barr virüsü ve Helicobacter pylori bakterisi, enfeksiyonlarla bağlantılı kanser yükünün başlıca nedenleri arasında yer alıyor.
En önemli mesaj: Bazı enfeksiyonlarla bağlantılı kanserlerin ortaya çıkma riski, aşılar, tarama programları ve uygun tedavilerle azaltılabilir.
- 2024 yılında yaklaşık 2,3 milyon kanser vakası enfeksiyonlarla ilişkilendirildi.
- Bu sayı, dünya genelindeki yeni kanser vakalarının yaklaşık yüzde 12'sini oluşturdu.
- Enfeksiyonlarla bağlantılı vakaların yaklaşık yüzde 92'si dört ana patojenle ilişkilendirildi.
- HPV ve hepatit B'ye karşı etkili aşılar bulunuyor.
- Helicobacter pylori enfeksiyonunun teşhisi ve uygun şekilde tedavi edilmesi, mide kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
- Epstein-Barr virüsüne karşı henüz onaylanmış bir aşı bulunmuyor.
Araştırma neyi ortaya çıkardı?
The Lancet Oncology dergisinde 28 Eylül 2026'da çevrim içi yayımlanan araştırma, kanserle bağlantılı enfeksiyonların dünya genelindeki etkisini değerlendirdi. Çalışma, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) araştırmacılarının da yer aldığı uluslararası bir ekip tarafından gerçekleştirildi.
Araştırmacılar, Küresel Kanser Gözlemevi'nin (Global Cancer Observatory) GLOBOCAN veri tabanındaki kanser tahminlerini, enfeksiyonlarla kanser türleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilimsel verilerle birleştirdi.
Analizde, kanserle nedensel ilişkisi bilimsel olarak kabul edilen 12 enfeksiyon etkeninin etkisi değerlendirildi. Bunlar arasında virüsler, bakteriler ve bazı parazitler bulunuyordu.
Patojen, hastalığa neden olabilen mikroorganizma veya biyolojik etkendir. Bazı virüsler, bakteriler ve parazitler insanlarda enfeksiyonlara yol açabilir. Belirli enfeksiyonlar, uzun vadede bazı kanser türlerinin gelişme riskini de artırabilir.
Bir etkenin yalnızca başka bir durumla birlikte görülmesi, o duruma neden olduğunu kanıtlamaz. Nedensel ilişki, etkenin hastalığın oluşumunda gerçekten rol oynadığını gösteren bilimsel kanıtların bulunmasıdır. Bazı enfeksiyonların belirli kanser türlerine neden olabildiği bilimsel olarak bilinmektedir.
Not: Rakamlar araştırmanın küresel tahminleridir. Enfeksiyonlarla ilişkilendirilen vakaların sayısı, her hastanın enfeksiyonunun geriye dönük olarak tek tek kanıtlandığı anlamına gelmez. Tahminler, bilimsel veriler ve istatistiksel yöntemler kullanılarak hesaplanmıştır.
Kanser vakalarıyla en fazla ilişkilendirilen dört etken
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, enfeksiyonlarla bağlantılı kanser yükünün büyük bölümünün yalnızca birkaç etken etrafında yoğunlaşmasıydı.
Aşağıdaki tabloda öne çıkan dört etken ve bunlarla ilişkilendirilen tahmini kanser vakaları yer alıyor.
| Enfeksiyon etkeni | Tahmini vaka | Öne çıkan kanser türü veya türleri |
|---|---|---|
| Helicobacter pylori | 760.000 | Mide kanseri |
| HPV | 750.000 | Rahim ağzı kanseri ve bazı diğer kanserler |
| Hepatit B virüsü | 360.000 | Karaciğer kanseri |
| Epstein-Barr virüsü | 260.000 | Bazı lenfomalar, mide kanseri ve diğer ilişkili kanserler |
Kaynak: Rumgay ve arkadaşlarının The Lancet Oncology dergisinde yayımlanan 2026 tarihli araştırması. Sayılar, 2024 yılına ait küresel tahminlerdir. Dört etkenin vaka sayıları, yuvarlama nedeniyle toplam yüzdeyle tam olarak örtüşmeyebilir.
Helicobacter pylori: Mide kanseriyle bağlantılı bakteri
Helicobacter pylori, kısaca H. pylori, mide ortamında yaşayabilen bir bakteridir. Bu bakteri bazı insanlarda uzun süreli mide iltihabına neden olabilir. Tedavi edilmeyen kalıcı enfeksiyon, bazı kişilerde mide kanserinin gelişme riskini artırabilir.
Araştırmada H. pylori enfeksiyonuyla bağlantılı yaklaşık 760.000 yeni kanser vakası hesaplandı. Bu sayı, incelenen enfeksiyon etkenleri arasında en yüksek tahminlerden biriydi.
Mide iç yüzeyinin uzun süre devam eden iltihaplanmasına kronik gastrit denir. H. pylori bu durumun önemli nedenlerinden biridir. Ancak gastrit bulunan herkesin kanser olacağı düşünülmemelidir.
H. pylori enfeksiyonu olan herkes kanser olur mu?
Hayır. H. pylori enfeksiyonu bulunan insanların büyük bölümü mide kanseri geliştirmez. Risk; enfeksiyonun süresi, mide dokusundaki değişiklikler, genetik özellikler ve diğer çevresel etkenler gibi birçok unsurdan etkilenir.
Bununla birlikte, enfeksiyonun uygun testlerle saptanması ve doktorun önerdiği tedavinin uygulanması, özellikle mide kanseri açısından risk taşıyan kişilerde önemlidir.
- Uzun süren veya tekrarlayan mide şikâyetlerinde sağlık uzmanına başvurmak.
- Gerekli görüldüğünde H. pylori testi yaptırmak.
- Enfeksiyon saptanırsa doktorun önerdiği tedaviyi tamamlamak.
- Mide kanseri açısından yüksek riskli kişiler için önerilen takip ve incelemeleri aksatmamak.
H. pylori için rutin kullanımda yaygın biçimde uygulanabilen, onaylanmış bir aşı bulunmamaktadır. Bu nedenle tanı ve tedavi, mevcut korunma yaklaşımlarının önemli parçalarıdır.
HPV: Aşıyla önlenebilen kanserler açısından kritik bir virüs
İnsan papilloma virüsü (HPV), oldukça yaygın bir virüs grubudur. Bazı HPV türleri rahim ağzı kanserinin yanı sıra anüs, penis, vulva, vajina ve ağız-boğaz bölgesindeki bazı kanserlerin gelişme riskini artırabilir.
Araştırmada HPV ile bağlantılı yaklaşık 750.000 yeni kanser vakası tahmin edildi.
HPV enfeksiyonlarının çoğu bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde kontrol altına alınabilir. Ancak yüksek riskli HPV türlerinin kalıcı enfeksiyon oluşturması, bazı kişilerde kanser öncesi hücresel değişikliklere ve ilerleyen yıllarda kansere yol açabilir.
Bir mikroorganizmanın vücuttan kısa sürede temizlenmemesi ve enfeksiyonun uzun süre devam etmesidir. Bazı yüksek riskli HPV türlerinin kalıcı enfeksiyonu, kanser gelişiminde önemli rol oynar.
HPV aşısı neden önemli?
HPV aşıları, kansere neden olabilen belirli HPV türlerine karşı koruma sağlayabilir. Aşılamanın en büyük yararı, virüsle karşılaşılmadan önce elde edilir. Bu nedenle aşıların önerilen yaşlarda uygulanması önemlidir.
Araştırmada, 2024 yılında dünya genelinde HPV aşısına uygun ergen kızların yalnızca yüzde 31'inin en az bir doz aşı aldığı bildirilen verilere de dikkat çekiliyor. Bu oran, yüzde 90'lık küresel hedefin oldukça altında.
Hayır. HPV aşısı önemli bir koruma aracıdır ancak bütün HPV türlerine karşı koruma sağlamaz. Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun rahim ağzı kanseri taramalarının sürdürülmesi gerekir. Aşı ve tarama birbirini tamamlayan iki farklı korunma yaklaşımıdır.
HPV aşısı yalnızca kız çocukları ve kadınlar açısından değil, erkekler açısından da önem taşır. Aşının uygun yaşta uygulanması, aşı kapsamındaki HPV türlerinin neden olduğu bazı kanserlerin önlenmesine yardımcı olabilir.
Hepatit B: Karaciğer kanserine uzanan risk
Hepatit B virüsü, karaciğeri enfekte ederek akut veya kronik hastalığa neden olabilir. Enfeksiyonun uzun süre devam etmesi, karaciğerde ciddi hasar ve siroz gelişme riskini artırabilir. Kronik hepatit B ayrıca karaciğer kanseri için önemli bir risk etkenidir.
Araştırma, 2024 yılında hepatit B ile bağlantılı yaklaşık 360.000 yeni kanser vakası olduğunu tahmin ediyor.
Karaciğerin uzun süreli hasar sonucunda yara dokusuyla kaplanması ve normal yapısının bozulmasıdır. Siroz, karaciğerin görevlerini yerine getirmesini zorlaştırabilir ve karaciğer kanseri riskini artırabilir.
Hepatit B'den korunmak mümkün mü?
Evet. Hepatit B aşısı, enfeksiyonun ve buna bağlı uzun vadeli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili bir araçtır.
Virüsün bulaşma yolları arasında enfekte kanla temas, steril olmayan iğnelerin kullanılması ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiş bulunur. Korunma önlemleri, güvenli sağlık uygulamaları ve uygun aşılama bu nedenle önemlidir.
- Aşı durumunu kontrol ettirmek ve eksik aşıları sağlık uzmanıyla değerlendirmek.
- Gerekli görüldüğünde hepatit B testi yaptırmak.
- Enfeksiyon saptanırsa düzenli tıbbi takip almak.
- İğne, enjektör ve kanla temas eden tıbbi araçların güvenli kullanımına dikkat etmek.
Epstein-Barr virüsü: Yaygın bir enfeksiyon, karmaşık bir araştırma alanı
Epstein-Barr virüsü (EBV), herpes virüsleri ailesinden bir virüstür. Dünya genelinde oldukça yaygındır ve insanların büyük bölümü yaşamlarının bir döneminde bu virüsle karşılaşır.
EBV, bazı kişilerde enfeksiyöz mononükleoz adı verilen hastalığa neden olabilir. Bununla birlikte virüsün önemi yalnızca bu hastalıkla sınırlı değildir. Bazı lenfomalar, mide kanseri ve başka bazı kanser türleriyle de ilişkilidir.
Araştırmada EBV ile bağlantılı yaklaşık 260.000 yeni kanser vakası tahmin edildi.
Bağışıklık sisteminde görev alan lenfosit adı verilen hücrelerden gelişebilen kanserlerin genel adıdır. Lenfomanın farklı türleri vardır ve her türün özellikleri, tedavisi ve risk etkenleri aynı değildir.
EBV neden diğer etkenlerden farklı?
HPV ve hepatit B için koruyucu aşılar mevcutken EBV'ye karşı henüz onaylanmış bir aşı bulunmuyor.
Virüsün biyolojik yapısı, farklı hücrelerle etkileşimi ve vücutta uzun süre kalabilmesi, aşı geliştirme çalışmalarını karmaşıklaştırıyor.
EBV ile enfekte olmak, mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez. Virüsle karşılaşan insanların büyük çoğunluğunda EBV ile ilişkili bir kanser ortaya çıkmaz. Araştırmanın önemi, enfeksiyonun belirli kanser türlerindeki rolünü ve gelecekteki korunma olanaklarını daha iyi anlamaya katkı sağlamasıdır.
EBV enfeksiyonunu önleyebilecek aşıların geliştirilmesi, virüsün hücrelerle etkileşiminin anlaşılması ve EBV ile ilişkili hastalıkların önlenmesi, araştırmaların önemli başlıkları arasında yer alıyor. Ancak henüz araştırma aşamasındaki yöntemler, kanıtlanmış veya onaylanmış bir aşıyla aynı şey değildir.
Bütün enfeksiyonlar kansere mi neden olur?
Hayır. Enfeksiyonların büyük çoğunluğu kansere yol açmaz. Araştırmada ele alınan durum, belirli enfeksiyon etkenleri ile belirli kanser türleri arasındaki bilimsel olarak tanımlanmış ilişkidir.
Bir enfeksiyonun kanser riskini artırması, enfeksiyonu geçiren herkesin kanser olacağı anlamına gelmez. Kanserin ortaya çıkışında yaş, kalıtımsal özellikler, bağışıklık sistemi, çevresel etkenler ve yaşam biçimi gibi birçok unsur rol oynayabilir.
Bir kişinin belirli bir kanser türüne yakalanma olasılığıdır. Riskin artması, hastalığın kesin olarak ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Risk azaltıcı önlemler de kanser gelişme olasılığını düşürebilir ancak her durumda tamamen ortadan kaldırmayabilir.
Bu nedenle araştırma, bütün kanserlerin enfeksiyonlardan kaynaklandığını değil, belirli enfeksiyonların önlenmesi veya tedavi edilmesinin küresel kanser yükünü azaltabileceğini gösteriyor.
Aşılar dışında hangi korunma yöntemleri var?
Araştırmacıların değerlendirmesi, kanserden korunmanın yalnızca aşılama programlarından ibaret olmadığını gösteriyor. Enfeksiyonların erken teşhisi, uygun tedavisi ve bulaşmayı önleyici uygulamalar da önem taşıyor.
Kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilecek yaklaşımlar
- HPV aşısı: Kansere neden olabilen belirli HPV türlerine karşı koruma sağlar.
- Hepatit B aşısı: Hepatit B enfeksiyonunun ve buna bağlı karaciğer hastalıklarının önlenmesine yardımcı olur.
- H. pylori testi ve tedavisi: Uygun kişilerde enfeksiyonun belirlenmesi ve tedavisi mide kanseri riskinin azaltılmasına katkıda bulunabilir.
- Hepatit B ve C testleri: Enfeksiyonun saptanmasını ve uygun tedavi ya da takibin planlanmasını sağlar.
- HIV'in önlenmesi ve tedavisi: Etkili korunma ve tedavi yaklaşımları, HIV ile ilişkili sağlık sorunlarının azaltılmasına katkıda bulunur.
- Kanser taramaları: Özellikle rahim ağzı kanseri gibi bazı kanserlerde, kanser öncesi değişikliklerin erken belirlenmesine yardımcı olur.
- Güvenli sağlık uygulamaları: Steril araç kullanımı ve güvenli kan uygulamaları, belirli enfeksiyonların bulaşmasını önlemeye yardımcı olur.
Bu yöntemlerin her biri farklı bir enfeksiyona veya kanser türüne yöneliktir. Hangi aşının, testin ya da taramanın gerekli olduğu kişinin yaşı, sağlık durumu ve ulusal sağlık önerilerine göre değerlendirilmelidir.
Düşük ve orta gelirli ülkelerde yük daha ağır
Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer konu, enfeksiyonlarla bağlantılı kanserlerin dünya genelinde eşit dağılmaması.
Çalışmaya göre, enfeksiyonlarla ilişkilendirilen küresel kanser vakalarının yaklaşık yüzde 77'si düşük ve orta gelirli ülkelerde ortaya çıkıyor.
Bu farklılık; aşılara, erken tanı hizmetlerine, güvenilir testlere, tedaviye ve düzenli sağlık takibine erişim gibi etkenlerle yakından ilişkili olabilir.
Örneğin, HPV aşısının yaygın uygulanamadığı bölgelerde önlenebilir HPV enfeksiyonları ve bunlarla bağlantılı kanserler önemli bir sağlık sorunu olmayı sürdürebilir. Hepatit B'nin erken teşhis ve takibine erişimin sınırlı olması da uzun vadeli sağlık sonuçlarını olumsuz etkileyebilir.
Kanserle mücadelede yalnızca yeni ilaçlar geliştirmek değil, mevcut aşıları, testleri ve etkili tedavileri ihtiyaç duyan insanlara ulaştırmak da belirleyici olabilir. Bilimsel olarak etkili bir yöntemin bulunması, o yöntemin herkese eşit ölçüde ulaştığı anlamına gelmez.
Türkiye açısından bu araştırma ne ifade ediyor?
Araştırma, Türkiye'de enfeksiyonlarla bağlantılı kanserlerin sayısını ayrı bir ulusal tahmin olarak vermiyor. Bu nedenle dünya genelindeki yüzde 12'lik oranı doğrudan Türkiye'ye uygulayarak kesin bir vaka sayısı hesaplamak doğru olmaz.
Bununla birlikte bulgular, Türkiye açısından da üç önemli sağlık başlığını gündeme getiriyor: aşıyla önlenebilen enfeksiyonlar, erken teşhis ve enfeksiyonların uygun şekilde tedavi edilmesi.
HPV aşısı ve tarama bilinci
HPV ile bağlantılı kanserlerin önlenmesinde aşılama ve uygun tarama programları birbirini tamamlar. Aşıların hangi yaşlarda ve hangi takvimle uygulanacağı konusunda güncel sağlık otoritelerinin önerileri takip edilmelidir.
Hepatitlerin erken belirlenmesi
Hepatit B ve hepatit C enfeksiyonlarının erken belirlenmesi, karaciğer hastalıklarının takibi ve uygun tedaviye erişim açısından önem taşır. Özellikle kronik enfeksiyonu bulunan kişilerin sağlık uzmanlarının önerdiği takip programlarına uyması gerekir.
Mide sağlığı ve H. pylori
Uzun süren mide şikâyetleri, her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez. Ancak gerekli görülen kişilerde H. pylori araştırılması ve enfeksiyon saptanırsa uygun tedavinin uygulanması, önleyici sağlık yaklaşımının bir parçasıdır.
Bu araştırma, kanserle mücadelenin yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra başlamaması gerektiğini hatırlatıyor. Aşılama, uygun tarama, erken teşhis ve tedaviye erişim; bireysel sağlık kadar toplum sağlığı açısından da önem taşıyor.
CafeMedyam analizi: Kanserle mücadelede önleme neden öne çıkıyor?
Kanser, tek bir nedene bağlı olarak gelişen bir hastalık değil. Bazı kanserlerde kalıtsal özellikler öne çıkarken bazı durumlarda tütün kullanımı, çevresel etkenler, yaş, kronik hastalıklar veya belirli enfeksiyonlar riski artırabiliyor.
Yeni araştırmanın en önemli katkısı, kanserle bağlantılı enfeksiyonların küresel ölçekte ne kadar büyük bir yük oluşturduğunu sayısal olarak ortaya koyması.
Yaklaşık 2,3 milyon vaka, önleme çalışmalarının neden önemli olduğunu gösteren çarpıcı bir tahmin. Ancak bu rakam, söz konusu vakaların tamamının bugün mevcut yöntemlerle kesin olarak önlenebileceği anlamına gelmiyor.
Bazı enfeksiyonlara karşı etkili aşılar mevcut. Bazıları için test ve tedavi seçenekleri bulunuyor. Bazıları içinse bilim insanlarının yeni aşılar ve korunma yöntemleri geliştirmesi gerekiyor.
Buradaki temel fark, bilinen bir risk etkeninin bulunmasıyla bu riski tamamen ortadan kaldırabilmenin aynı şey olmaması. Bilimsel veriler, hangi önlemlerin hangi hastalıklar üzerinde etkili olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.
Kanser araştırmalarında geleceğin önemli başlıklarından biri, hastalığı tedavi etmenin yanı sıra hastalığın gelişmesine zemin hazırlayan etkenleri azaltmak olacak. Aşıların yaygınlaştırılması, enfeksiyonların zamanında teşhis edilmesi ve tedaviye erişimin güçlendirilmesi bu yaklaşımın önemli parçalarıdır.
Bilimsel gelişmelerin toplum sağlığına gerçek katkısı ise yalnızca laboratuvarlarda elde edilen sonuçlara değil, bu sonuçların insanların günlük yaşamına ne ölçüde yansıtılabildiğine de bağlıdır.
Bundan sonra ne olacak?
Araştırmanın bulguları, kanserle mücadelede mevcut korunma yöntemlerinin daha etkili kullanılmasının ve yeni yöntemlerin geliştirilmesinin önemini vurguluyor.
Önümüzdeki dönemde özellikle şu alanların önemini koruması bekleniyor:
- HPV ve hepatit B aşılarına erişimin artırılması.
- H. pylori, hepatit B ve hepatit C enfeksiyonlarının uygun kişilerde daha erken saptanması.
- EBV'ye karşı etkili bir aşı geliştirilmesine yönelik araştırmaların sürdürülmesi.
- Kanser tarama hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklerin azaltılması.
- Enfeksiyonlarla bağlantılı kanserlere ilişkin verilerin yetersiz olduğu bölgelerde araştırmaların geliştirilmesi.
Çalışmanın önemli sınırlamalarından biri de kullanılan verilerin dünya nüfusunu her bölgede aynı ayrıntıyla temsil etmemesi. Özellikle bazı bölgelerdeki kayıt eksiklikleri, gerçek yükün hesaplanmasını zorlaştırabilir.
Dolayısıyla sonuçlar, küresel ölçekte önemli bir tablo ortaya koysa da her ülkenin kendi verileriyle değerlendirilmesi gereken bir halk sağlığı sorununa işaret ediyor.
Sık sorulan sorular
1. Kanser vakalarının yüzde 12'si gerçekten enfeksiyonlardan mı kaynaklanıyor?
2026 yılında yayımlanan araştırma, 2024'te dünya genelinde teşhis edilen yeni kanser vakalarının yaklaşık yüzde 12'sini enfeksiyonlarla ilişkilendiriyor. Bu oran küresel bir tahmindir; her ülkenin oranı aynı olmak zorunda değildir.
2. Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır?
Kanserin kendisi, sıradan temasla bir insandan diğerine bulaşan bir hastalık değildir. Bununla birlikte HPV ve hepatit B gibi bazı enfeksiyonlar bulaşabilir ve belirli koşullarda bazı kanserlerin gelişme riskini artırabilir.
3. HPV aşısı kanseri önleyebilir mi?
HPV aşısı, kansere neden olabilen belirli HPV türlerine karşı koruma sağlar ve bu türlerle bağlantılı kanserlerin riskini azaltmaya yardımcı olur. Ancak bütün kanserleri veya bütün HPV türlerini önlemez.
4. Hepatit B neden karaciğer kanseriyle ilişkilidir?
Kronik hepatit B enfeksiyonu karaciğerde uzun süreli hasara neden olabilir ve karaciğer kanseri riskini artırabilir. Hepatit B aşısı, enfeksiyonun önlenmesinde önemli bir koruma aracıdır.
5. Helicobacter pylori enfeksiyonu olan herkes mide kanseri olur mu?
Hayır. Enfeksiyonu olan insanların büyük çoğunluğunda mide kanseri gelişmez. Bununla birlikte H. pylori bazı kişilerde mide kanseri riskini artırabilir. Gerekli testler ve uygun tedavi için sağlık uzmanına başvurulmalıdır.
6. Epstein-Barr virüsüne karşı aşı var mı?
Şu anda EBV'ye karşı onaylanmış bir aşı bulunmuyor. Virüse karşı aşı geliştirilmesi, araştırmaların devam ettiği alanlardan biridir.
7. Bu araştırma Türkiye'de kaç kişinin enfeksiyona bağlı kanser geliştirdiğini gösteriyor mu?
Hayır. Araştırmanın aktarılan temel sonuçları küresel tahminlere dayanıyor. Türkiye için kesin bir sayı vermek, ülkeye özgü verilerin ayrıca incelenmesini gerektirir.
8. Kanser riskini azaltmak için ne yapılabilir?
Yaşa ve sağlık durumuna uygun aşıları yaptırmak, önerilen kanser taramalarına katılmak, gerekli görüldüğünde enfeksiyon testleri yaptırmak ve saptanan enfeksiyonları uygun şekilde tedavi ettirmek riskin azaltılmasına yardımcı olabilir.
9. Enfeksiyonlarla bağlantılı bütün kanserler önlenebilir mi?
Hayır. Bazı enfeksiyonlara karşı etkili aşılar veya tedaviler mevcut olsa da bütün enfeksiyonları ve bunlarla bağlantılı bütün kanserleri önlemek bugün mümkün değildir. Korunma yöntemlerinin etkisi, enfeksiyona ve hastalığa göre değişir.
Araştırmanın kaynakları
Bu haber hazırlanırken bilimsel çalışmanın kendisi ve araştırmayı duyuran kurumsal kaynaklar esas alınmıştır. Aşağıdaki bağlantılardan araştırmanın ayrıntılarına ulaşabilirsiniz.
-
Bilimsel araştırma — The Lancet Oncology / PubMed Central
Rumgay H. ve arkadaşları. Global burden of cancer attributable to infections in 2024: a worldwide incidence analysis.
Araştırmanın tam metnini inceleyin -
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC)
Küresel kanser yükü ve enfeksiyonlarla bağlantılı vakalar hakkında resmî araştırma duyurusu.
IARC açıklamasını okuyun -
Live Science
Araştırmanın bulgularını, uzman değerlendirmelerini ve aşıların önemini ele alan bilim haberi.
Live Science haberini inceleyin -
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
Hepatit B hakkında bilgiler, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri.
WHO bilgi sayfasını okuyun
Bu içerik bilimsel araştırmaları açıklamak ve genel sağlık bilincini desteklemek amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya kişisel sağlık önerisinin yerine geçmez. Aşılar, testler, taramalar ve tedaviler hakkında karar verirken sağlık uzmanınıza danışın.
Bilim, sağlık ve yaşam hakkında güvenilir bilgi, anlaşılır analiz.
Bilimsel kaynaklara dayalı habercilik • Anlaşılır anlatım • Okuyucu odaklı yayıncılık

Yorumlar
Yorum Gönder