Harvard Araştırması: İntihar Girişimlerinin %75'i Bir Hafta Önceden Tahmin Edildi
Harvard araştırmasında dikkat çeken sonuç
Harvard Üniversitesi'nden psikolog Matthew K. Nock liderliğindeki araştırma, intihar riskinin yalnızca aylar veya yıllar öncesinden değerlendirilmesi yerine, kişinin ruhsal durumundaki kısa süreli değişimlerin gerçek zamanlı olarak izlenmesinin daha yakın vadeli risklerin anlaşılmasına yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor.
Harvard Faculty of Arts and Sciences tarafından 8 Eylül 2026'da yayımlanan araştırma haberine göre ekip, 600'den fazla yüksek riskli yetişkin ve ergen üzerinde yürütülen çok yıllı çalışmada intihar girişimlerinin %75'ini olaydan önceki hafta içinde öngörebildi.
Araştırmacılar, intiharla ilişkili olayların %87'sinin de aynı zaman diliminde tahmin edilebildiğini bildirdi. Bu ikinci kategori, intihar girişimlerinin yanı sıra girişimleri önlemek amacıyla gerçekleşen hastane yatışlarını da kapsıyor.
Sonuçlar, intihar riskinin değerlendirilmesinde kişinin yalnızca geçmiş öyküsüne veya belirli aralıklarla yapılan klinik görüşmelere bağlı kalmak yerine, ruhsal durumdaki değişimlerin daha sık izlenmesinin araştırılması gerektiğine işaret ediyor.
Gençlerin "Aptalca" Görünen Kararlarının Ardındaki Bilim: Ergen Beyni Aslında Nasıl Çalışıyor?
Araştırma nasıl yapıldı?
Araştırmaya iki farklı yüksek risk grubundan katılımcılar dahil edildi. Bunlardan biri acil serviste psikiyatrik tedavi gören yetişkinlerden, diğeri ise intihar düşünceleri veya davranışları nedeniyle yatarak tedavi gören 12-19 yaş arasındaki gençlerden oluştu.
Katılımcılar hastane veya klinikten ayrıldıktan sonra akıllı telefon tabanlı bir uygulama üzerinden anketlere katıldı.
İlk üç ay boyunca katılımcılara günde altı adede kadar isteğe bağlı anket gönderilirken, sonraki üç ayda günde bir anket uygulandı.
Anketlerde 0 ile 10 arasında değişen ölçekler kullanıldı. Soruların bir bölümü intihar düşüncesinin farklı boyutlarını, diğer bölümü ise kişinin duygusal durumunu değerlendirmeye yönelikti.
Araştırmada umutsuzluk, yalnızlık, öfke, endişe, yorgunluk, enerji, pozitiflik ve ajitasyon gibi farklı duygusal durumlar da takip edildi.
Harvard'ın araştırma haberine göre yaklaşık 500 farklı katılımcı duygusal durum sorularını içeren anketlerden en az birini tamamladı ve toplamda 77 binden fazla anket yanıtı değerlendirildi.
Gerçek zamanlı takip neden önemli?
İntihar düşünceleri ve kişinin risk düzeyi zaman içinde değişebiliyor. Bu nedenle yalnızca belirli aralıklarla yapılan klinik görüşmeler, kişinin görüşmeler arasındaki ruhsal durumundaki değişimleri yakalamakta yetersiz kalabilir.
Nock'un araştırma yaklaşımının temelinde de bu değişkenliği gerçek zamanlı olarak ölçmek bulunuyor.
Araştırmacılar, katılımcıların yalnızca verdikleri cevapları değil, anketlerle nasıl etkileşime girdiklerini gösteren bazı verileri de inceledi. Örneğin bir bildirimin ardından kişinin ankete ne kadar sürede başladığı ve anketi ne kadar sürede tamamladığı gibi bilgiler de analiz edildi.
Çalışmada ayrıca kişinin yüksek düzeyde intihar eğilimi bildirmesi halinde müdahaleye olanak sağlayabilecek gerçek zamanlı bir uyarı sistemi kullanıldı.
Ajitasyon neden dikkat çekti?
Araştırmada incelenen duygusal durumlar arasında özellikle ajitasyon dikkat çekti.
Harvard'ın aktardığı bulgulara göre, kişinin ajitasyon ölçeğinde bildirdiği her bir puanlık artış, araştırmanın istatistiksel modelinde intihar girişimi olasılığında yaklaşık %11'lik artışla ilişkilendirildi.
Araştırmacılar, bu ilişkinin depresyon ölçümlerinden daha güçlü bir gösterge olarak ortaya çıktığını bildirdi.
Ancak bu sonuç, ajitasyon yaşayan bir kişinin mutlaka intihar girişiminde bulunacağı anlamına gelmiyor. Bulgular, belirli bir araştırma grubunda bazı ruhsal durum değişkenlerinin risk tahminine katkı sağlayabileceğini gösteriyor.
Ergeniniz Depresyonda mı Yoksa Sadece Karamsar mı? Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gereken Kritik İşaretler
Teknoloji intihar riskinin izlenmesinde kullanılabilir mi?
Nock'un ekibi, gerçek zamanlı anketlerin yanı sıra gelecekte giyilebilir teknolojilerden yararlanma olasılığını da araştırıyor.
Bu kapsamda uyku düzeni, kalp atış hızı değişkenliği, cilt iletkenliği ve ses özellikleri gibi ölçümlerin incelenmesi üzerinde çalışılıyor.
Amaç, risk yükseldiğinde kişinin terapide öğrendiği başa çıkma araçlarını hatırlamasına yardımcı olmak veya gerekli durumlarda yakınlarıyla ya da klinik ekibiyle iletişim kurmasını teşvik etmek gibi zamanında müdahalelerin geliştirilebilmesi.
Bununla birlikte araştırmacılar, ruh sağlığı verilerinin son derece hassas olması nedeniyle gizlilik ve veri güvenliği konularının özel önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Araştırmanın sınırları neler?
Çalışmanın en önemli sınırlamalarından biri, katılımcıların genel toplumdan rastgele seçilmiş kişilerden oluşmaması. Araştırmaya psikiyatrik tedavi görmüş veya intihar düşüncesi ya da davranışı nedeniyle klinik bakım almış yüksek riskli kişiler dahil edildi.
Bu nedenle elde edilen sonuçların doğrudan toplumun tamamına uygulanması mümkün değil.
Ayrıca bir tahmin modelinin belirli bir orandaki olayları önceden öngörebilmesi, her olayın önceden kesin biçimde saptanabileceği anlamına gelmiyor. Yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar, klinik değerlendirme, mahremiyet ve gerçek yaşam koşulları gibi konuların gelecekteki araştırmalarda ayrıca ele alınması gerekiyor.
Harvard'ın haberinde de araştırmacıların teknolojinin dikkatli kullanılması ve klinisyenler ile tedavi gören kişilerin sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladığı belirtiliyor.
Gününüzü Güzelleştirecek 17 İlham Verici Söz: Daha Mutlu ve Güçlü Hissetmek İçin Pozitif Mesajlar
Yeni araştırma ne anlama geliyor?
Çalışmanın öne çıkan yönü, intihar riskinin yalnızca uzun vadeli istatistiklerle değil, kişinin ruhsal durumundaki kısa süreli değişimlerle birlikte incelenmesine yönelik bir yaklaşım sunması.
Gerçek zamanlı veri toplama, gelecekte risk yükseldiğinde daha erken destek sağlanmasına yardımcı olabilecek sistemlerin geliştirilmesi açısından araştırılmaya devam eden bir alan.
Ancak bu tür sistemlerin klinik uygulamada kullanılabilmesi için doğruluk, gizlilik, veri güvenliği, etik ve gerçek yaşam koşullarındaki etkinlik gibi başlıkların kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerekiyor.
Sık Sorulan Sorular
Araştırmacılar, yüksek risk grubundaki katılımcılarda intihar girişimlerinin %75'ini olaydan önceki hafta içinde öngörebildiklerini bildirdi.
İntihar girişimlerinin yanı sıra girişimleri önlemek amacıyla yapılan hastane yatışlarını da içeren intiharla ilişkili olayların %87'si aynı zaman aralığında öngörüldü.
Çalışmaya acil serviste psikiyatrik tedavi gören yetişkinler ile intihar düşüncesi veya davranışı nedeniyle yatarak tedavi gören 12-19 yaş arasındaki gençler dahil edildi.
Katılımcıların akıllı telefon üzerinden verdikleri anket yanıtlarının yanı sıra bazı anket kullanım verileri ve ruhsal durum göstergeleri değerlendirildi.
Araştırmada ajitasyon düzeyindeki artışlar, intihar girişimi riskiyle ilişkili daha güçlü göstergelerden biri olarak ortaya çıktı. Ancak tek başına ajitasyon, bir kişinin intihar girişiminde bulunacağını göstermez.
Hayır. Çalışma yüksek riskli yetişkin ve ergenlerden oluşan belirli bir grup üzerinde gerçekleştirildi. Bu nedenle sonuçlar doğrudan toplumun tamamına genellenemez.
Kaynaklar
Harvard Faculty of Arts and Sciences: Harvard araştırmasının resmi açıklaması
Harvard Psychology: Harvard Üniversitesi Psikoloji Bölümü
Araştırma: Journal of Psychopathology and Clinical Science – ilgili çalışma
© Cafe Medyam | Sağlık ve Bilim Haberleri


Yorumlar
Yorum Gönder