Sakarya Meydan Muharebesi'nin 105. Yıl Dönümü: 22 Gün 22 Gece Süren Büyük Zafer
Türk'ün Büyük Zaferi: Sakarya Meydan Muharebesi'nin 105. Yıl Dönümü
13 Eylül 1926 değil, 13 Eylül 1921 tarihinde sona eren Sakarya Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biri oldu. 22 gün 22 gece süren savaş, Türk ordusunun Yunan kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmasının ötesinde, Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi seyrini değiştiren büyük bir zafer olarak tarihe geçti.
Sakarya Meydan Muharebesi'ne Giden Yol
Sakarya Meydan Muharebesi, Milli Mücadele'nin en kritik aşamalarından birinde meydana geldi. Anadolu'nun önemli bölümünün işgal altında bulunduğu dönemde Türk ordusu, Batı Cephesi'nde Yunan kuvvetleriyle ağır çatışmalar yürütüyordu.
1921 yılının yaz aylarında gerçekleşen Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Türk ordusu, daha fazla kayıp vermeden yeniden toparlanabilmek ve savunma için daha elverişli bir mevzi oluşturabilmek amacıyla Sakarya Nehri'nin doğusuna çekildi.
Yaklaşık 100 kilometrelik bir geri çekilme anlamına gelen bu hareket, Ankara'da ve kamuoyunda büyük endişeye neden oldu. Yunan ordusunun Ankara'ya doğru ilerleme ihtimali, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sert tartışmaların yaşanmasına yol açtı.
Ancak geri çekilmenin temel amacı savaştan kaçmak değil, ordunun savunma gücünü koruyarak düşmanı daha uygun koşullarda karşılamaktı. Türk ordusunun kaderini belirleyecek yeni savaşın merkezi artık Sakarya Nehri'nin doğusundaki bölge olacaktı.
5 Ağustos 1921: Mustafa Kemal Paşa Başkomutan Oldu
Cephedeki kritik durum karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi, 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisi verdi.
Bu karar, Milli Mücadele'nin en önemli dönemeçlerinden biri oldu. Mustafa Kemal Paşa, ordunun ihtiyaçlarını daha hızlı karşılayabilmek ve savaş hazırlıklarını merkezi biçimde yürütebilmek için kendisine verilen yetkileri kullanmaya başladı.
Öncelikli hedef, Sakarya'da başlayacak büyük mücadele öncesinde ordunun insan gücü, yiyecek, giyecek, taşıma araçları ve diğer lojistik ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılamaktı.
Tekalif-i Milliye Emirleri ile Millet Seferber Edildi
Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlık görevini üstlenmesinin ardından savaşın yalnızca cephedeki askerlerle kazanılamayacağı gerçeği daha da belirginleşti.
Bu nedenle Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlandı. Bu emirlerle halkın sahip olduğu belirli kaynakların Milli Mücadele'nin ihtiyaçları için kullanılmasına yönelik kapsamlı bir seferberlik oluşturuldu.
Halktan yiyecek, giyecek, taşıma aracı ve çeşitli malzemeler başta olmak üzere ordunun ihtiyaç duyduğu kaynakların karşılanmasına katkı vermesi istendi.
Böylece cephede savaşan asker ile cephe gerisindeki halk arasında doğrudan bir dayanışma ağı oluşturuldu. Sakarya Savaşı'nın lojistik altyapısının kurulmasında bu seferberliğin önemli bir yeri oldu.
12 Ağustos 1921: Mustafa Kemal Paşa Cepheye Gitti
Hazırlıkların ardından Mustafa Kemal Paşa, 12 Ağustos 1921'de Batı Cephesi'ne hareket etti.
Buradaki temel amaç, Yunan ordusunun muhtemel hareketlerini değerlendirmek ve Türk birliklerinin Sakarya hattındaki savunma düzenini şekillendirmekti.
Sakarya Nehri'nin doğusundaki arazi, savunma açısından önemli avantajlar sağlıyordu. Türk ordusu, düşmanın ilerleyişini durdurmak ve Ankara'nın güvenliğini sağlamak amacıyla yeni savunma düzenini bu bölgede oluşturdu.
Artık iki ordu arasında yaklaşan büyük karşılaşma için son hazırlıklar yapılıyordu.
13 Ağustos 1921: Yunan Ordusu İleri Harekâta Başladı
13 Ağustos 1921'de Yunan kuvvetleri ileri harekâta geçti. Takip eden günlerde iki ordu arasındaki gerilim giderek arttı.
Yunan ordusunun asıl büyük saldırısı ise 23 Ağustos 1921'de başladı. Yaklaşık 100 kilometrelik cephe boyunca gelişen çatışmalar, kısa sürede savaşın bütün ağırlığını ortaya koydu.
Yunan kuvvetleri özellikle Sakarya mevzisinin güney kanadında ağırlık oluşturacak şekilde saldırılarını yoğunlaştırdı. Amaç, Türk savunma düzenini aşarak Ankara'ya giden yolu açmaktı.
Türk ordusu ise yalnızca belirli bir savunma çizgisini korumak yerine, birliklerin gerektiğinde geri çekilip uygun noktada yeniden direnebileceği hareketli bir savunma anlayışıyla karşılık verdi.
26 Ağustos 1921: "Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır"
Sakarya'daki çatışmaların şiddetlenmesiyle Türk birlikleri bazı bölgelerde geri çekilmek zorunda kaldı. Yunan kuvvetleri üstün kuvvet ve silah imkanlarıyla Türk savunmasını farklı noktalardan zorlamaya başladı.
Bu kritik ortamda Mustafa Kemal Paşa, savaşın gidişatını belirleyen savunma anlayışını ortaya koydu.
"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır."
"Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz."
Bu anlayış, savunmanın tek bir çizgiye bağlı kalmadan geniş bir alana yayılması anlamına geliyordu. Geri çekilmek zorunda kalan birliklerin tamamen dağılması yerine, uygun buldukları ilk noktada yeniden tutunmaları ve mücadeleye devam etmeleri hedefleniyordu.
Böylece Sakarya Savaşı, klasik anlamda tek bir savunma hattının korunmasından çok, geniş bir coğrafyada sürdürülen son derece yıpratıcı bir mücadeleye dönüştü.
Çatışmalar Şiddetlenirken Ankara'nın Kaderi Sakarya'da Belirlendi
Ağustos ayının son günlerinde Yunan ordusu Türk birliklerini kuşatmak ve savunma düzenini parçalamak için farklı yönlerden baskısını artırdı.
Türk ordusu ağır kayıplar vermesine rağmen direnmeye devam etti. Mehmetçik, savunma hattının farklı noktalarında yeniden mevzilenerek Yunan ilerleyişini durdurmaya çalıştı.
Savaşın ilerleyen günlerinde Yunan ordusu bu kez Haymana yönünde sonuç alabilecek bir yarma hareketi gerçekleştirmeye çalıştı. Ancak Türk birliklerinin direnişi karşısında bu girişim de kesin sonuç vermedi.
Sakarya'daki mücadele artık yalnızca iki ordunun karşı karşıya geldiği bir savaş olmaktan çıkmış, Milli Mücadele'nin geleceğini doğrudan belirleyen bir ölüm kalım mücadelesine dönüşmüştü.
Savaş henüz bitmemişti. Türk ordusunun savunma mücadelesinin ardından sıra karşı taarruza gelecekti.

Yorumlar
Yorum Gönder